Herkes bir Swatch'u gördüğünde tanır.

Swatch'u diğer tüm saat markalarından farklı kılan bir özellik olduğu aşikar. Peki, bu özellik nedir? Görünüm mü, renkler mi, plastik mi? Belki de tasarım ya da İsviçre yapımı ve neredeyse her türlü kıyafetle takılabilecek kadar çok yönlü olması. Her yaştan insan ve her türlü etkinlik için uygun bir Swatch vardır. Ancak Swatch, sadece bir pazar alanından çok daha fazlasını içeriyor. Swatch bir tavırdır, hayata karşı bir yaklaşımdır, bir bakış açısıdır. Bir Swatch'un görünümü, duyguları harekete geçirir. Bir Swatch kullanmak iletişim kurmanın, sözcükler olmadan konuşmanın bir yoludur. Kalpten kalbe.  

Swatch'un öyküsü aslında bir devrimin öyküsüdür. 1983 yılında hesaplı, İsviçre yapımı, plastik bir saatin birdenbire ortaya çıkması saat dünyasını alt üst etti. Birdenbire saat, zamanı ölçmekten çok daha fazlasını ifade eder hale geldi. Bu yeni bir lisandı; kalpten, kelimeler olmadan konuşmanın bir şekliydi. Swatch bir saat, eğlence, kışkırtıcı bir ifade, küçük bir bilek hareketiyle sunulan gülümseme anlamına dönüştü. Devrim, 30 yıldan uzun bir sürenin sonunda gelinen noktada bile devam ediyor: Swatch konuşuyor ve herkes anlıyor.

İsviçre saat endüstrisinin kurtarıcısı olarak bilinen Nicolas Hayek, Swatch markasıyla dünyanın en başarılı saatini geliştirmiş bir Saat duayenidir.
Amerikalı bir diş doktoruyla, Lübnanlı bir annenin oğlu olarak Beyrut'ta (Lübnan) dünyaya gelen Hayek, annesinin ikinci vatanı olan İsviçre'de büyüdü. 
Liseyi bitirdikten sonra İsviçre'nin çeşitli üniversitelerinde matematik, fizik ve kimya okuduysa da yüksek eğitimini tamamlayamadı. Henüz eğitimini sürdürürken 21 yaşındaki Hayek, bir sigorta şirketinin matematik bölümünde çalışmaya başladı. 
1951'den sonra çeşitli sanayi işletmelerinde deneyim topladı ve bu arada kayınpederinin dökümhanesinde ve makine inşaat firmasında da çalıştı. 
Ne var ki, kısa bir süre sonra bağımsız olmak istedi.1957'de bir ortakla birlikte kurduğu danışmanlık şirketinden 1963'te ayrıldı. Bundan iki yıl sonra Zürih yakınlarında Meisterschwanden merkezli Hayek Engineering AG şirketini ticaret siciline kaydettirdi. Şirketi, yeniden örgütlenme ve rasyonelleştirme plânları hazırlamak konusunda uzmanlaştı.
 Nicolas Hayek'in Swatch markası ile başardığı iş muazzam bir başarı hikayesidir. 
1970 ve 80'li yıllarda, etkileri Türkiye'de de hissedilen bir Japon Dijital saat furyasını herkes hatırlayacaktır. Siyah, plastik dijital Saatler! Casio, Stempo gibi markalar.
Kuvars teknolojisiyle çalışan bu saatler hem ucuz, hem de hiçbir mekanik saatin erişemeyeceği bir hassasiyete sahipti.
Japonya'nın saat sektörüne etkili bir giriş yapmasını sağlayan bu teknoloji, o dönemde en çok İsviçrelileri krize sokmuştu. Kalitesi ve hassasiyetiyle bilinen mekanik İsviçre saatleri, Japon saatlerinin hassasiyetiyle kıyaslandığında eski teknoloji olarak algılanıyordu. Sanayi uzmanları, İsviçre'deki yüksek işçilik ücretleri nedeniyle, İsviçre saatlerinin ucuz ve dakik Japon saatleriyle rekabet etmesinin mümkün olmadığını belirtiyor ve çöküşün kaçınılmaz olarak yaklaştığını söylüyorlardı.
 
İsviçre ekonomisinin en önemli kollarından birinin böyle büyük bir tehlike altına girdiği bu dönemde, 
İsviçre'nin ünlü UBS bankası bir danışmanlık firmasıyla anlaşarak, iki büyük İsviçreli saat üreticisinin sorunları üzerine bir değerlendirme yapılmasını istiyor ve anlaştıkları bu danışman Hayek'in ta kendisi! Konu üzerinde çalışmaya başlayan Hayek, kısa bir süre içinde İsviçrelilerin göremediği, sorunun gerçek nedenini kavrar.
 
Hayek, saat üreticilerinin müşterilerin beklentilerine pek aldırış etmeden, saatlerin yüksek fiyatlarını meşrulaştırabilmek için teknolojiye yoğunlaştıklarını ve sadece saatlerin kalitesine vurgu yaptıklarını fark ediyor. Bunun bir hata olduğunu düşünen Hayek, üreticilerin kendi yarattıkları bir teknoloji ve kalite ideali peşinden koşmak yerine, dikkatlerini müşteri beklentilerine ve saatlerin marka mesajına çevirmesi gerektiğini öne sürüyor. Bunu da şu şekilde plana döküyor: En basit olan yoldan, yani ucuz ve dakik saat üretme yolundan giderek kazanamayacaksak, biz de rekabeti başka bir yöne çekeriz diyerek, saat endüstrisine yepyeni bir yol çiziyor: Japonların kullandığı kuvars teknolojisini kullanmaya başlayarak daha ucuza, basit ama modern, rengarenk saatler yapmaya başlıyor. İngilizce'deki İsviçreli (Swiss) ve saat (watch) kelimelerini harmanlayıp Swatch adını verdiği bir firma kuruyor. 
 
Herkesin çözümü teknolojide aradığı bir dönemde, simsiyah ve tekdüze görünen Japon saatlerine, güzel tasarımlar ve cazip renklerle karşılık veriyor. 
İnsanlara dijital saatlerin ruhsuzluğunu gösterip, mekanik saatlerin romantizmini, hem de gayet ucuz fiyata hatırlatmaya çalışıyor.
Saat üreticilerinin teknolojiden ziyade marka mesajına odaklanabilmeleri için çok kritik ikinci bir adım daha atıyor Hayek. Saat endüstrisini sadece renkli, ucuz saatlerle kurtaramayacağını bildiği için, dağınık durumda bulunan İsviçre saat endüstrisinin tek bir büyük grup altında birleştirilmesi gerektiğini öne sürüyor. Ve bu teklifini kabul ettirmeyi de başarıyor. İsviçre bankalarının da baskısıyla, aralarında Blancpain, Omega, Breguet ve Longines gibi pahalı markaların bulunduğu birçok firmayı, Swatch Group adı verilen tek bir grup bünyesinde toplamayı başarıyor. 
 
Günümüzde Swatch felsefesinden hiçbirşey kaybetmeden her yıl milyonlarca kişiye saat satıyor. Sürekli yeni tasarımlarıyla marka-müşteri ilişkisini sıcak tutuyor. 
Nicolas Hayek 2010 yılında bu dünyaya veda etti, bugün oğlu Jr.Hayek Swatch Group'un başkanlığı yapmaktadır.